Günde 5 Fincan Kahve Kalbi Koruyor mu? İşte Çarpıcı Araştırma
Amerikalı bilim insanları yeni bir araştırmayla kahve üzerine bildiklerimizi alt üst etti. Amerikan Kalp Derneği’nin dergisinde yayımlanan bu çalışma, sade kahve tüketiminin kalp sağlığı üzerinde sandığımızdan daha büyük faydalar sağlayabileceğini gösteriyor. Günde yaklaşık beş fincan, yani 5 fincan şekersiz kahve içmek, kalp hastalığı, felç ve tip 2 diyabet riskini ciddi anlamda azaltıyor. Ama durun, hemen sevinmeyin… Araştırmacılar aynı zamanda yüksek dozda kafein tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda da uyarı yapıyor.
Yani işin bir de öbür yüzü var. Neyse, gelin olayı en baştan anlatalım.
ABD’li araştırmacıların yaptığı bu incelemede, kahvenin içine şeker, aromalı şurup, süt veya krema eklenmeden tüketilmesi gerektiği vurgulanıyor. Sade kahve, tip 2 diyabet, kalp hastalığı, inme, kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiş. Peki bu koruyucu etki nereden geliyor? Araştırmacılara göre, kahve çekirdeklerinde bulunan ve güçlü antioksidan özellik gösteren polifenoller. Bu bileşikler iltihabı azaltarak damar sağlığını destekliyor, kan dolaşımını iyileştiriyor. İşte böyle arkadaşlar… Vücudumuzda adeta bir temizlik yapıyor.
Gelelim en çok merak edilen konuya: “Kahve kalp çarpıntısı yapar mı?” Hani hep derler ya “Kahve içme, kalbin hızlı atar” diye… İşte bu araştırma o yaygın inanışı da yıkıyor. 2025 yılında yapılan bir çalışmada, sürekli ritim bozukluğu yaşayan hastalarda kahve tüketiminin hastalığın tekrarlama riskini artırmadığı, aksine daha düşük riskle ilişkili olduğu bildirildi. Kaliforniya Üniversitesi Kardiyoloji Araştırma Bölümü Başkanı Dr. Gregory Marcus, mevcut bilimsel verilerin çoğu yetişkin için günlük 400 miligrama kadar kafein alımının güvenli olduğunu gösterdiğini söylüyor. Bu miktar yaklaşık beş fincan sade kahveye denk geliyor. Dr. Marcus, ilave şeker içermeyen kahvenin kardiyovasküler riski artırmadığını da ifade etti.
Ama herkes için aynı sınır geçerli değil tabii. Yaş, genetik yapı, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve kafeinin vücutta metabolize edilme hızı gibi faktörler kişiden kişiye büyük farklılık gösteriyor. Kiminde aynı miktar kafein çarpıntı, tansiyon yükselmesi, anksiyete veya uyku bozukluğu yaparken, kiminde hiçbir sorun oluşturmuyor. İşte bu yüzden “Bana bir şey olmaz” diye düşünmemek lazım. Vücudunuzu tanıyın, diyor uzmanlar.
Sıra geldi kahvenize ne eklediğinize. Araştırmada önemli bir uyarı var: Kahveye şeker, aromalı şurup, krema veya fazla süt eklemek, potansiyel sağlık faydalarını azaltabiliyor. Yani o dev bardaklara doldurduğunuz karamelli, vanilyalı şuruplar işin içine girdi mi, fayda yerine zarar alma ihtimaliniz artıyor. Ayrıca kalp sağlığı açısından olumlu etkiler özellikle kağıt filtreyle hazırlanan filtre kahve ve hazır kahve için geçerli. French Press gibi filtrelenmemiş kahveler ise zamanla LDL (kötü) kolesterol seviyelerini artırabiliyor, damar sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Aman dikkat!
Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü’nden Biyolog Dr. Anke Ehlers de konuya açıklık getirdi. Orta miktarda kafein alımı uyarıcı ve olumlu etkiler sağlayabilir, ancak yüksek dozlar terleme, kaygı, kalp ritmi bozukluklarına sebep olabilir. Hatta Dr. Ehlers çok daha ciddi bir uyarıda bulundu: “Kafein hamilelikte fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Özellikle gıda takviyelerinden alınan yüksek doz kafein ölümcül olabilir.” Yani abartmamak lazım. Sağlıklı yetişkinler için tek seferde 200 miligrama kadar kafein – yaklaşık iki fincan kahve veya dört fincan çay – güvenli kabul ediliyor. Ama bireysel duyarlılık farklılık gösterebiliyor. Düzenli tüketicilerde zamanla tolerans gelişebiliyor. Çocuklar ve ergenlerde ise güvenli miktar vücut ağırlığına göre belirleniyor: Her kilogram için günlük 3 miligram kafein alınması öneriliyor.
Bir de sabah aç karnına kahve içme meselesi var. Hani birçoğumuz kahvaltı yapmadan hemen kahveye sarılırız ya… İşte bu alışkanlık özellikle menopoz dönemindeki kadınlar için tehlike saçıyor. Beslenme Uzmanı Sarah Lawuk, sabahın ilk saatlerinde aç karnına kahve içmenin, kortizolde keskin bir artışa yol açtığını söylüyor. Bu da hormonal dengesizliğe neden olup daha fazla göbek yağı depolanmasına yol açabiliyor. Bath Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, sabah erken saatlerde kahve içmek kan şekeri kontrolünü olumsuz etkiliyor ve diyabet ile kalp hastalığı için risk faktörü oluşturuyor. Üstelik kafein bir diüretik, yani idrar üretimini artırıp susuzluğa yol açıyor. Mideyi tahriş ediyor, bağırsaklarda iltihaba, mide ekşimesine, ülsere, mide bulantısına, reflüye ve hazımsızlığa neden olabiliyor. Kısacası, aç karnına kahve içmek pek akıllıca değil.
Bakalım bundan sonra ne olacak? Kahve severler bu araştırmayı duyunca sevinecek mi, yoksa uyarıları dikkate alıp alışkanlıklarını değiştirecek mi? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber

