Cevdet Yılmaz açıkladı: Kur Korumalı Mevduat tamamen kaldırıldı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, 2027‑2029 Orta Vadeli Programı (OVP) Uluslararası Medya Buluşması’nda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yabancı basına Türkiye ekonomisinin güncel durumu hakkında bilgi verdi. Yılmaz, Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) tamamen ortadan kaldırıldığını ve bu uygulamanın finansal piyasalara veya istikrara zarar vermeden sonlandırıldığını belirterek, son üç yılın önemli başarılarından biri olarak nitelendirdi. Türk lirasına duyulan güvenin arttığını ifade eden Yılmaz, üç yıl önce yüksek seviyelerde bulunan döviz mevduatlarının bugün %40’ın altına gerilediğini ve Türk lirası mevduatlarının ise yaklaşık iki katına çıktığını açıkladı. Ayrıca, 2023 Mayısındaki 98,5 milyar dolarlık brüt rezervlerin 28 Ağustos 2026 itibarıyla 188,2 milyar dolara yükseldiğini, bu sayede yaklaşık 90 milyar dolarlık artışın gerçekleştiğini vurguladı.
Yılmaz, OVP kapsamında büyüme ve enflasyon tahminlerini revize etti. Büyüme oranının %3,8’den %3,3’e, yıl sonu TÜFE tahmininin ise %16’dan %28,4’e çıkarıldığını duyurdu. Küresel ticaret ortaklarının büyüme beklentilerinin de gerilediğini belirten Yılmaz, geçen yıl %2,4 olarak öngörülen oranın bugün %1,6 seviyesine çekildiğini söyledi. Savaşın Avrupa ekonomisini etkilediğini ve bu durumun Türkiye’nin ticaret performansına yansıdığını ifade eden Yılmaz, Brent petrol fiyatlarının geçen yıl 64,3 dolardan bugün 89,3 dolara yükseldiğini belirtti. Enerji dışı emtia fiyatlarında da artış yaşandığını ve artan maliyetlerin küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Ekonomik göstergeler arasında dış ticaret açığının 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseldiğini, turizm gelirlerinin 68 milyar dolardan 65 milyara düşüş gördüğünü, CDS’lerin Mayıs 2023’te 700 puandan 220’nin altına gerilediğini ve kamu borcunun GSYİH’ye oranının yaklaşık %24, şirket borcunun ise %38,9 olduğunu paylaştı. Yılmaz, bu oranların gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomilere kıyasla Türkiye için önemli bir avantaj sağladığını ve borç göstergelerinin küresel koşulları güçlendirdiğini ifade etti.

